ZİRVEDEKİ ANNELER (BÖLÜM: PARAMEDİK)

Bölüm: İlk ve Acil Yardım Bölümü (Paramedik)

Giriş Yılı: 2020

Kaçıncı Giriş: 1

GY Net: 40.50

GK Net: 50.25

P93 Puanı: 90.66

Genel Sıralama: 1737

Branş Sıralaması: 854

Öncelikle tebrik ederim. Yüksek puan almış annelere motivasyon açısından çok ihtiyacımız vardı. İlk olarak kendinizden bahseder misiniz?

Teşekkür ederim. Ben Gülhan. 24 yaşındayım. 2017 Kasım ayında Açık Öğretim Lisesinden mezun oldum ve üniversiteye hazırlanma kararı aldım.

Çocuğum bu dönemde 2 yaşındaydı ve zorlu bir sürecin içine girdiğimin bilincindeydim. Vakit kaybetmeden çalışmaya başladım ve günde yaklaşık 10 saat Türkçe ve Matematik temeli atmak için ders çalıştım. Ara ara Tarih, Coğrafya derslerine bakıyordum ancak bu derslere ağırlık vermiyordum (Bu da KPSS için bir temel sayılabilirdi).

2018’de İlk ve Acil Yardım programına yerleştim ve 2018’de önlisans KPSS’ye kendimi denemek adına girdim. Üniversiteye hazırlık aynı zamanda benim için KPSS temeli oluşturmuştu. Bu sınavdan 78.8 puan aldım.

Sınav sonucumu öğrenir öğrenmez 2020 için hazırlanma kararı aldım çünkü vakit kaybetmek istemiyordum. Çocuğuma vakit ayıramayacağım 2 yılım daha yoktu benim…

2018 Kasım ayında günde 1-2 saat bile olsa çalışmaya başladım. KPSS serüvenim bu şekilde başladı.

Genel olarak annelerin en çok merak ettiği konu ders çalışmaya nasıl zaman ayırabildiğiniz. Bazıları çocuk akıllı olursa vs diyor ama nihayetinde çocuk bu. Her çocuğun ihtiyaçları, enerjisi temelde aynı. Sizde bu durumlar nasıldı? Sizin ders çalışmaya ayırdığınız vakit nasıl oluyordu? İllaki zor bir süreç olmuştur bu durumu nasıl aştınız?

Öncelikle kimse, benim çocuğum yaramaz, ben yapamam diye kendini karamsarlığa sürüklemesin. Kendimden örnek verecek olursam dünyanın en hareketli ve en inatçı 🙂 çocuklarından bir tanesi de benim çocuğum 🙂 Çocuklar bu süreçte ilgi istiyor ancak bir süre sonra onlar da sürece adapte olup kendi kendilerine eğlenmeye başlıyorlar. Arada sıkıldıkları için huysuzlanabiliyorlar ve bu gayet normal. Tabii ki bu durum sizin de moralinizi bozuyor ve kendinizi sorguladığınız zamanlar oluyor…

Bunun adı ihmal mi? Sınava hazırlanmadığımız sıradan günleri düşünecek olursak sabah kalkıp televizyondaki malum programları izleyen bir anne mi yoksa ders çalışıp çocuğu için geleceğe yatırım yapan bir anne mi daha iyi bir rol model?

Bu yüzden vicdan yapmasın kimse, ben çocuğumun ilgiye ihtiyacı olduğunu hissettiğim an onunla ilgilenip yarım saat sonra o masaya tekrar oturdum. Anlattığım gibi basit olmuyor, o masaya otur kalk bıkıyorsunuz, tükeniyorsunuz, ağlıyorsunuz ama gelecek güzel günleri hayal edince daha çok sarılıyorsunuz.

Yapmalıyım diyorsunuz, tek seferde yapmalıyım. Okulumun olduğu günlerde 1-2 saat çalışırken, olmadığı günlerde 7-8 hatta bazen 10 saat bile çalışıyordum. Çalışmadığım günler de oluyordu ancak ertesi gün sıkılıp tekrar masanın başına geçiyordum.

Çalışma saatlerine gelirsek hiçbir zaman sabahın 5’inde kalkıp ders çalışmadım. Genelde sabah 9 gibi başlıyordum. Öğle saatlerine kadar çalışmak benim için daha verimli oluyordu. Birkaç saat çalıştıktan sonra çocuğumla ilgileniyordum. Saat 6 gibi tekrar başlıyordum. Gece 12’lere kadar çalışmam devam ediyordu.

Tabi bu günden güne değişebiliyordu. Çocuklu olunca bir program ile ilerlemek zor oluyor. Tabi evde çocuğunuz ile ilgilenecek biri varsa bu mümkün. Benim yoktu. Aslında destek olabilecek çok kişi vardı ama yoklardı 😉 Tek destekçim eşimdi, zaten önemli olan da bu.

Çocuğunuzun olmasının yanı sıra benim dikkatimi çeken bir diğer unsur açık lise mezunu olmanız oldu. Bu durum çok önemli çünkü benim çevremde de açık lise mezunları var. Sonuçta bir örgün öğretim gibi olmuyor. Ayrıca KPSS’de dershane veya özel ders desteği aldınız mı? Gerçi liseyi açıktan okudunuz. Üniversite için çabanız da ortada. Bu azmin elinden dershane olsun olmasın hiçbir şey kurtulamaz diye düşünüyorum.

Evet, Açık Öğretim Lisesinden mezun oldum. Örgün eğitim gibi olmuyor çünkü genele bakacak olursak çoğu AÖL öğrencisi gibi ben de hiç ders çalışmadan tabiri caizse sınavlarda sorulara bakmadan optikte rastgele işaretleme yaparak  mezun oldum 🙂 🙂 58 diploma puanı ile…

KPSS için herhangi bir dershaneye gitmedim. Özel ders de almadım. Youtube videoları ile ilerledim. Düzenli bir ders programım olmadı. Nasıl bir yol izlemem gerektiği konusunda kimseye danışmadım, kendim deneyimlerek öğrendim.

Yanlış çalışma stillerim oldu başlarda. Ama bunların tamamı benim için birer tecrübe oldu. Çalışacak olan annelere tavsiyem kendinize inanın. Benim en büyük sırrım buydu, hep inandım kendime. Bir kez olsun yapamam demedim.

Siz kendinize bu kadar inanırken dışarıdan birçok saçma soruya da maruz kalıyorsunuz: Ya çocuğun var, işe başlayınca çocuğuna kim bakacak, eşin okula gelmene nasıl izin verdi, eşin kıskanmıyor mu da okula gönderiyor gibi birçok soru duydum ve hep kulak tıkadım. Ben kendime inanıyorsam dışarıdan gelen yorumların pek bir önemi yok!

Anneler ile ilgili sormak istediğim diğer bir soru annelerin birçok konuda vicdan yapması ile ilgili. Ders çalışırsam çocuğuma vakit ayıramıyorum diye vicdan yapan çok anne var. Aslında onlarla daha kaliteli zaman geçirebilmek ve onlara daha iyi bir gelecek sunabilmek için bir süre fedakarlık yapmak daha mantıklı değil mi? Ayrıca çalışmak insana iyi hissettirir ve kendini iyi hisseden ebeveyn çocuğuyla daha kaliteli zaman geçirmez mi? Siz direkt olarak bu işi başarmış olduğunuz için sizin fikirleriniz anneler için daha önemli olacaktır. Bu konuda sizin düşünceniz nedir?

Öncelikle şunu belirteyim, ben KPSS’ye hazırlanmaya başladığımda çocuğum 3 yaşındaydı. İlgi istediği zamanların yanı sıra kendi kendine oynadığı zamanlar da oluyordu. Kendini ifade edebilecek bir yaştaydı (6-7 aylık bir bebek annesi için süreç nasıl ilerlemeli bilmiyorum).

Sıkıldığı, oyun istediği zamanlar oluyordu, ağlıyordu. Bu gibi zamanlarda derse ara vermek daha mantıklı. Ancak çocuk sürekli huysuzlanıyorsa onu da bir şekilde bu sürece alıştırmak önemli. Bende bu durumlar sıklaştığında ya ara veriyordum ya da yanıma oturtup eline kağıt kalem veriyordum. Bir süre yanımda  oynayıp gidiyordu. Kendine zarar vermemesi için tüm önlemleri alıp kendi haline bırakırdım. Arkamı döndüğümde ise koca bir oyuncak yığını, yırtılıp atılmış kağıtlar, oyun hamuru yapışmış halı ve boyanmış koltuklar…

Bunlar hiç önemli olmamalı bizim için, çocuğun o an eğlendiği hissediyorsunuz ve bu sizi bir nebze olsun rahatlatıyor. Ben vicdan yaptığım zamanlarda şunu düşünürdüm; şu an ders çalışmıyor olsam ne yapardım? Cevabı ise hiçç. Yani genel olarak çocuğum için yapabileceğim her şeyi yapıyordum. Ders çalışmak aslında çocuğumla olan iletişimimde bir boşluk oluşturmadı, sadece zaman zaman annelik iç güdüsü ile biz öyle hissediyoruz. Aslında biz genel olarak kendimize zaman ayıramıyoruz.

Çalışmanın iyi hissettirmesi konusuna gelirsek; gelecek için bir amacınız yoksa daha depresif ve daha mutsuz günler birbirini kovalıyor. Bir şeyler için çabalamak ve sonrasında yaşayacağım hayatı düşünmek daha çok motive ediyordu ve o depresif ruh halinden uzaklaştırıyordu beni. Bu da zaten bir süre sonra ders çalışmayı zevkli bir hale getiriyor. Çocuğum rahat olsun yeter ki, ben hep çalışabilirdim.

Ben son olarak her derse nasıl çalıştığınızı merak ediyorum ve annelerimizin de en çok merak ettiği bir diğer konu zamanınızın kısıtlı olduğunu düşünürsek not alarak mı çalıştınız yoksa kitaptan mı ilerlediniz? Video izleyebildiniz mi? Soru çözümleriniz, tekrarlarınız nasıldı?

Matematik hariç tüm derslerde kendi notumu tuttum. Hocalar tahtaya ne yazıyorsa aynısını yazdım.

Türkçe’de Aker Hoca’yı dinledim ve notlarımı aldım. Bolca soru çözdüm. Sözel Mantık için de sadece Aker Hoca’yı dinledim ve genel denemelerdeki sözel mantık sorularını çözdüm.

Paragraf için video izlemedim hiç. İlk etapta sadece soru bankalarındaki paragrafları çözdüm. Sürekli olarak genel deneme çözdüğüm için bu tabii ki paragrafta hızlandırdı beni.

Matematik dersinde İlyas Güneş’i dinledim ve soruları video defter notundan takip ettim. Bolca soru çözdüm. Genel denemenin tabi ki buna da etkisi oldu. Matematik için soru bankası ayırt etmedim, önüme ne gelirse çözdüm.

Geometri hiç çalışmadım.

Tarih dersinden kesinlikle Ramazan Hoca’yı tavsiye ederim. Ben diğer hocaları sadece genel tekrar için dinledim. Çok da faydasını gördüm.

Coğrafya’da Engin Eraydın dinledim. Temeli olmayan biri için gayet ideal bir anlatımı var.

Konuları tam kavramak için de Bayram Meral dinledim. Bilen bilir Bayram Hoca X2 hızda güzel tekrar oluyor 🙂 🙂 Ve tamam ben bu konuya hakimim diyorsunuz.

Vatandaşlık dersine gelirsek en geç kavradığım ders diyebilirim. Emrah Hoca, Esra Hoca, Özgür Hoca hepsinden de dinledim. Bol tekrar yaptım ve denemelerde çıkan soruları not aldım.

Tüm derslerde 4-5 soru bankası bitirdim. Ve Tarih, Coğrafya, Vatandaşlık için bol tekrar yaptım. Tekrarlarımı genel olarak günde 1-2 ünite olacak şekilde yaptım. Bu arada son 1 ay kala Pegem Ezberbozan Paragraf kitabını çözdüm.

Genel olarak tüm derslerde en büyük yardımcım bol tekrar ve deneme çözümü oldu.

İlk başlarda bilinçsizce çözdüğüm denemeleri saymazsak 150+ deneme çözdüm. Hepsini çözdükten sonra analiz ettim ve yapamadığım soruları kısa bir şekilde deneme defterine not aldım. Zaten belli bir süre sonra bu soru bana tanıdık geldi diyorsunuz.

Bir de denemelerin tamamında süre tuttum. Başladığım denemeyi yarım bırakmadım.

Sizce Konu/Soru/Tekrar/Deneme İlişkisi nasıl olmalı?

Bence her konu bittikten sonra birkaç soru bankasından o konu ile alakalı sorular çözülmeli. Tekrarlar da araya çok uzun süreler girmeden yapılmalı.

Deneme zaten bu sürecin olmazsa olmazı. İlk zamanlarda haftada en az 1 deneme çözülmeli. Deneme çözmek için konuların bitmesi beklenmemeli. Konular ilerledikçe denemeler arttırılmalı. Ben günde 3 deneme bile çözüyordum bazı zamanlarda. Netlerimi çok rahat takip edebiliyordum. Denemeleri arttırdıktan sonra netlerimin arttığını ve hızlandığımı görmek beni motive ediyordu. DENEME ÇÖZMEYİ ERTELEMESİNLER. Deneme analizlerini mutlaka yapsınlar.

Bu sınava çalıştığı halde yüksek puan alamayan da var. Tavsiyeniz var mı?

Pes etmeyin, ben yapamam, benim kapasitem bu kadar gibi düşüncelere kapılmayın. Yapacağım diyip daha çok sarılın, az çok demeden çalışın.

Sorusu olan arkadaşlar olursa instagram hesabımdan mesaj atabilirler seve seve yardımcı olurum HESABIM: gulluhandeliktas

(Tebrik ediyorum gerçekten. Bu hikayeler evet anlatınca özetleniyor gibi görünüyor ama arkasında kim bilir kaç emek kaç gözyaşı var… Ayrıca hiçbir erkeğe sorulmaz “eşin okumana izin veriyor mu” diye. Bu bakış açılarına engel olamayız belki ama biz ne istediğimizi bilerek bir çok şeyin üstesinden gelebiliriz. Yoruluruz belki ama dik durmayı, devrilmemeyi öğreniriz… Semra Dilekçi)

ZİRVEDEKİ ANNELER (BÖLÜM: PARAMEDİK)” için 2 yorum

  1. Gözde Yanıtla

    ‘eşin okula gelmene nasıl izin verdi, eşin kıskanmıyor mu da okula gönderiyor’ böyle diyenler de kesin kadınlardır. Bu zihniyetten nefret ediyorum. Takdir etmek gerekirken böyle nasıl söyleyebiliyorlar. Kadınların artık kendilerine olan bakış açılarını değiştirmesi ve kendilerini değerli hissetmeyi öğrenmesi lazım.
    Benimde üç yaşında bir kızım var. Umarım 2022’de bende başarılı olurum. Gülhan takdir ve tebrik ediyorum seni.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir