KEŞKE DEMEK YERİNE TECRÜBE OLARAK GÖRSEK?

Hayatta hiç keşkem yok. Bakın “hiç hatam yok” demedim! Zaten insan olduğumuz için hatasız olmamız mümkün değil sanırım.

Fakat keşke’nin bize ne faydası var ki? Zaten müdahale edebildiğimiz tek zaman dilimi “şu an” değil mi? Öyleyse geçmişe takılarak neden şu an’ımı ziyan edeyim. Üstelik şu an da geleceği etkileyen zaman dilimi iken…

Yakınmak yerine ders çıkarmayı tercih ediyorum. Hatta abarttığımı düşünmeyin “iyi ki yaşadım” diyorum. Semra’yı Semra yapan değerlerin hepsi yaşadıklarının toplamı. Bir taş bile yerinden oynatılsa şu anki ben olamazdım.

Şu anki ben’den mutlu muyum? Neden olmayayım ki? (Gerçi mutluluk arayışında değilim huzuru tercih ederim) Hiçbir zaman yakınmayı tercih etmem (Henüz toy bir insanken sitemlerim oldu tabi ki benim de). Ama yolumuz bir şeylere sitem etmek olmamalı. Bu, hiçbir şey kazandırmadığı gibi işleri daha karmaşık bir hale getirebiliyor.

Aklı başına gelmiş Semra sitem etmek yerine ya bir durumu kabulleniyor ya da o durumu değiştirme yolunda adımlar atıyor ve o çaba bile onu mutlu etmeye yetiyor.

Ve yaşadıklarım… Hepsi bana bir ders hepsi bir tecrübe. Şunu sakın unutmayın hayatın bazı yönleri vardır. Örneğin çok değer verdiğin bir insanın sana beklemediğin bir şey yaşatması gibi. Ve bununla ne kadar erken tanışırsan o kadar iyi. Örneğin sevgilisi tarafından aldatılan insanlar ne kadar üzülse de genelde “iyi ki gerçek yüzünü şimdiden gördüm” der.

Her ne yaşadıysan yaşa kesinlikle yaşanması gerekti ve yaşandı bu kadar. Hiçbir şey için kendine kızma ama ders çıkarmasını bil. Tekrar tekrar aynı şeyleri yaşıyorsan da aklına bir Şaman öğretisi olan “Ders, sen öğrenene kadar devam eder” cümlesi gelsin.

Kısacası tecrübe iyidir. Bu yüzden keşke’ler yerine ders çıkarmayı bil. Ve hayatında olacak mucizelere tanıklık et…

Tecrübe o kadar kıymetli bir şey ki… HUMAN Belgeseli 11.56’ncı dakika‘da diyor ki Bruno:

“Sadece tekerlekli sandalyede olmak ve dünyayı gezmekle edindiğim deneyimle hayatı farklı bir açıdan gördüm. Ve bunun bana manevi anlamda öğrettiği: gelecek olan her neyse onu sadece kabul edip onunla mutlu olmaktır. Zihinsel olarak oldukça güçlüyüm. Bunun tek sebebi fiziksel olarak bacaklarımı kaybetmiş olmamdır. Gözlerim daha keskin ve kulaklarım çok daha iyi duyuyor. Bu bedensel anlamda. Ancak kendimi şanslı hissediyorum. Şöyle ki: hayatı çok fazla analiz etmiyor ya da sorgulamıyorum. Hayatta gezinip hep doğru zamanda doğru yerlerde olabiliyorum. Her zaman harika işler başıma geliyor. Bu durumda çok şanslı hissediyorum. Ama bu, şansa ya da büyünün gücüne veyahut iyiliği hayatın içine çekmeye inanmaktan geçiyor. Ve bence bu şans olarak görülebilir. Öyleyse Tanrı bizzat şu an karşıma çıksa ve dese ki: Bruno, bacaklarını geri veriyorum, ancak 13 yıldır öğrendiğin her şeyi geri alırım. Ona derim ki: Bacaklar sen de kalsın.”

Tecrübelerinizin kıymetini bilin 🌸

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir