BİR EVDEN FARKIN NE?

Alfred Adler’in Bireysel Psikoloji kitabının daha başında bir paragraf çok dikkatimi çekti. “Her canlı organizma tam bir birliktir ve onu maddeden ayıran özellik de budur.” diye başlıyor. Ve canlı, bir taş yığını ile karşılaştırılıyor. Bir taş yığını düşünün. Bu taş yığınının birazını alın başka bir yere atın. Taş yığınının doğası bozulmaz. O hala bir taş yığınıdır.

Fakat canlılar öyle değildir. Parçalara ayırırsan ölü bir madde haline gelir (vücudundan bir parça kaybeden insanlardan bahsedilmiyor tabi ki). Kısacası bölünerek çoğalan tek hücreli bir canlı değilseniz bölünerek canlı kalamazsınız…

Peki o zaman başka cansız bir madde olan “ev” örneği verilmiş ki işte beni düşündüren nokta! Bir ev düşünün ev de bir bütündür. Ev yanarsa veya yıkılırsa o da ev olmaktan çıkar.

Üstelik insanlar için evin bir anlamı vardır. Mesela ben evime hep “yuvam” derim. Çünkü bu cansız maddeye bizler tarafından yüklenen bir anlam var. Ve evin de bizim gibi bir amacı var.

Ama diyor ki kitaptaki cümle: “Ev amacını ve organizasyon kanunlarını dış kaynaklardan alırken; yaşayan organizma amacını ve organizasyon kanunlarını başlangıçtan itibaren kendi içinde taşır.”

Şimdi dönüp sorgulayalım kendimizi: Bir evimiz var. Veya odamız olsun fark etmez. Kendi istediğimiz gibi döşüyoruz, istediğimiz gibi şekil veriyoruz hatta yıllar geçtikçe büyütüyoruz, istediğimiz gibi de süslüyouz. Ertesi sene boyasını beğenmiyoruz değiştiriyoruz. Çok güzel, ev bizim amacımıza hizmet ediyor.

Şimdi kendini düşün? Sen kimin amacına hizmet ediyorsun. Amaçlarının kaynağı dışarıdan mı içeriden mi? Kafanın içinde bir sürü hayaller… Acaba o hayaller, birilerinin süslemek için bıraktığı biblolar mı? Gerçekten sana mı ait? Yoksa almak istedigin o çok pahalı marka saat? Saat mi sana hizmet ediyor sen mi saate? Veya birileri sana boya badana mı yapmaya çalışıyor? Tıpkı bir ev gibi…

Peki ya evlerimizde bulunan kapılar? Menteşe olmadan kapanmayan, kapı olma görevini bile sürdüremeyen bir tahta parçası… Yoksa sen de menteşe ile birine, bir yere bağlı kalmadan sen olamıyor musun?

Anladım ev değilsin kapı da değilsin o zaman bulundugun yer seni mutlu etmiyorsa yerini değiştir çünkü sen ağaç da değilsin!